29 Temmuz 2011 Cuma

İngiltere günlüğü 3

İngiltere' de ilk gün :) şaka gibiydi, öyle şaşkın bakıyodum ki etrafa
altta fotoğraftaki tipe baksana :)
aman da aman alışmışta kendisiyle dalga gecermiş :) ha haa
geldiğim ilk gün Londra' da kalmıştım
iyi bir rehber eşliğinde 1,5 gün gezdim, sonra da
okulumun olduğu şehre geçtim.


ilk geldiğim gün çok heycanlıydım,
 saf saf etrafa bakıyodum, bırak İngilizce cümle kurmayı Türkçe'yi bile unutuyodum ara ara... 


bu üsteki fotoğrafların hepsi geldiğim ilk 2 günde Londra'da çekildiklerimden, yazının yanısıra zaman zaman fotoğraf eklesem iyi olur diye düşündüm.
"Yediğin içtiğin sende kalsın, gezip gördüğünü anlat" felsefesiyle ilerleyip, elimden geldiğince anlatıcam bundan sonra...

Ailemin, arkadaşlarımın ( ziynep, burcu, nida, ceren, kader, sırma, sunay, esra, gülcan...say say bitmicek:) hepiniz), kuzenlerimin beni merak ettiğini biliyorum. o yüzden de fotograf eklemek iyi olur dedim. gayet iyiyim, herşey yolunda, hepinizi çok seviyorum... elimden geldiğince eklerim zamanla...
Gülçin Güler
28.07.2011 - Bournemouth / UK 

14 Temmuz 2011 Perşembe

İngiltere günlüğü 2


2 ay 4 gündür buradayım… Ve zaman hızlandı. Alışıyorum galiba…  
İnkar edemem, özlem duyduğum çok fazla şey var. Ama öğrendiğimde çok fazla şey var. Bisikletli yaşama tamamen uyum sağladığımı hissediyorum, artık her şey çok kolay. Sokaktan korkmuyorum aksine sanki yıllardır buradaymışım gibi hissediyorum zaman zaman tavan yapan özgüvenim, zaman zaman yerin dibine giriyor. Dengeyi sağlamaya başladığımı hissettiğim her günün ardından, dengesiz bir gün daha geliyor. O yüzden sıkmıyorum kendimi, bıraktım. “Rahat ol” dedim kendime. Öyleyse, böyle.
Şimdi sabrımı sınıyorum. Tolstoy okumak, bende intihar eğilimine yol açsa da hayatı derinden anlamama ve nesnelerin gereksizliğini öğrenmeme yardımcı oluyor. Dün uzun süre açmadığım bi kitabın sayfasını açtım, okudum okudum ve yine okudum. Son günlerde her gün birbirinin aynıydı. Kitap değişiklik yapmamı öneriyordu, bende yaptım. Dün’ü değiştirdim. Önce beynimi sulandırdım sonra manasızca gülümsedim, artık gözlerim kahverengi değil kırmızıydı. Kendimi kontrol altında tutmaktan vazgeçtim ve rüzgarın estiği yöne doğru çevirdim rotamı… inanmaktan hiç vazgeçmediğim her şey sepette, yanımda duruyordu bende başında öylece bekliyorum. Nehrin sakince akışını seyrettim, önceden olsa iyi gelirdi ama gelmedi. Neyse boşver!
Ahını aldığım her kim varsa özür dilerim, her şey için… Ben değiştim ya da değişiyorum desek daha doğru olur. Net, açık, yalın, dürüst olmanın keyfini sürüyorum. Hayatın sadece bana ait olduğu bir alanda olduğumu bilmek içimi rahatlatıyor. Tek sıkıntım: özlem duygum! Neyse onu da şımarıklığıma versek, iyiyim yani… 
Gülçin Güler