Geceni gündüzüne katıp çalışıyosun, bütün bu süreçte özgürlük hissiden vazgeçip sadece kazanmaya odaklanıyorsun. Bütün o gereksiz lüks ihtiyaçlarını alıyorsun ve gözünü açtığında; o koşturmaca da hayatın ellerinden akıp gitmiş. Kocaman bir boşluk...
Modern hayat dediğimiz safsatanın gerekleri bunlar... Daha çok kazan, daha çok al, hep harca çünkü tükkettiğin kadar varsın. Önce 'al' sonra 'at' sonra yenisini 'al' ve bu döngüden hiç çıkma. Koyun sürüsü gibi hep aynı yöne gitmemiz gerektiği için sürüden ayrılmamız da yasak, diyelim ki ayrıldın; ya seni diğer koyunlardan seni takip eden olursa!!! işte orda sistem bocalar, işte yine tam bu yüzden sistem seni öyle ya da böyle bir şekilde o sürünün içinde tutmayı başarır.
Bakmayın böyle yazdığıma bende sürünün içindeyim, farkında ola ola, bile bile içindeyim... Kendime acıyorum, gereksiz yere boşa harcadığım zamanlara üzülüyorum. Kendime sahip olduklarımla yetinmeyi öğretiyorum. Bir eşyanın ömrü bitmediği sürece kullanmalıyım. Ve bu saçma sapan teknolojik zırvaları almak için değil, güzel yaşamak için çalışmalıyım. Umuyorum bunu ben kendime öğretirken yanımda bir kaç koyun daha benimle beraber sürüden ayrılır.
Gülçin GÜLER
