3 Mayıs 2011 Salı

pina, ah pina...

ne düşündüm izlerken seni, sinemanın beş dolu koltuğundan birinde otururken, gözlüklerimi bir kitap okuyacakmışım gibi taktım, bir resme bakar gibi, fotoğraf çeker gibiydi, üç boyutlu olmasının da içinde, orada hissetmeme yardımı oldu. gördüğüm her şeyi anlatmak isterim; ama izlemeyip okuyanlar olursa diye bekliyorum. ilk "konuş onunla (hable con ella)" filminde tanımıştım pina'yı, "Cafe Müller'i görünce filmde diğer film geldi gözümün önüne ve onu olduğunda daha fazla gerçekliğe kavuşturdu. 


filmde dansçılar o kadar güzel betimliyor ki pina'nın anlatmak istediklerini danslarıyla, bir çok çerçevenin dışında farklı bir yer, gitmek isteyip gidemediğin uzak bir ülkeye gitmek gibiydi dün hissettiklerim. 
onlarla aynı sahnede, aynı toprakta, aynı dolunayda, aynı dalgalar ve sularda olmak isterdim.
düşen sandalyelerde, kapalı gözlerle duvara bir resim gibi çivilenirken, eteklerinden sular etraflarına sıçrarken orada olmak isterdim.









şiddetle tavsiye ediyorum.

3Mayıs'Ceren

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder