Yorgun bi düşten uyanmıştım, her şey rüya tadındaydı, sanki tadı damağımda kalan bi lezzet gibi, kaldı bende… en derinde bi yerlerde… “ gel” desem, gelmezsin, gelemezsin. Bitti “en güzel hikayem” yine ben bitirdim, yaptıgım en güzel şey “gitmek” birinden, bir yerden, bir şeyden – gitmek- geride kalan her şeye rağmen yine de gidebilmek…
İkilemler içinde kavrulan ruhuma bi sebep aradım, gezgin tarafım “boşver, yaşamana bak” derken, diğer yandan evcimen kişiliğim sözü aldı “iyi düşün, üzülme sonra, nereye kadar yaşarsın böyle” dedi. İki büyük handikaptı benim için; biri bi elimde diğerini ötekinde, ikisini de sımsıkı tuttum, öylece baktım bi süre… harekete geçmek için enerjim vardı ama yapamadım.
Sonra birden ışıklar yandı, karanlık gitmişti kendiliğinden… aydınlanan yeni bi gündü, güneşti odama doğan… kendime kızgındım hatta biraz da buruktum, nedenini bilmediğim bi hüzündü bu… nefes alışlarım normale dönmüştü. Yanlış bi yol da yürüseniz de, sadece yürüdüğünüz için mutlu oldunuz mu hiç, ben oldum, sadece mutlu hissetim ‘o’ an ‘o’ dakika mutluydum. Sen bana iyi gelmiştin, her zamanki gibi… ama seni de küstürdüm, sonunda bunu da başardım ya, “bravo bana”
- Ne istiyorsun benden! Çık hayatımdan, git, yoruldum senden! Beni böyle seveceksen sevme, sende kalsın sevgin…oynama daha fazla benimle... yeter acı çekiyorum
- Yapamam, seni üzerim kırarım ama senden gidemem… döner dolaşır sana gelirim, nazım bi sana geçer.
Bi müzik eşliğinde yazdım sadece, ilham perim bi parça sen bi parça da o’ydu.
Gülçin Güler

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder