31 Ocak 2011 Pazartesi

fare kapanındaki bizler...

İçimde garip bir huzursuzluk var. Önce “havadandır” deyip, uyutmak istedim kendimi; yok olmadı. Yemedim!
 İç sesimi son derece net duyabildiğim bu günlerde, kendimi kandırmak öyle zor ki; anlatamam. Neden kendi kendimin duygularıyla bu kadar gaddarca oynuyorum? Ne için? Soluduğum hava değil beni bunaltan, bastığım toprak değil kalbimi köşeye sıkıştıran… Peki ne o zaman? İstemesem olmazdım bulunduğum yerde, durumda… Ama madem kendim istedim neden kapana kısılmış fare gibi hissediyorum. Evet, evet. Doğru benzetme bu işte, hani fare yakalanınca; önce çırpınır sonra içine huzursuzluk düşer, sonra da ölümü bekler ya! Farenin önünde iki yol var gibi görünür ama aslında üçtür. İlk seçenek şu; kapan öyle sağlam tutmuştur ki, orda öylece son nefesini verir. İkincisi; belki faremiz şanslıdır ve kapan eski, küflü, kırıktır ve biraz çırpınınca kurtulur. Üçüncü yolda şu: canavar gibi kocaman bir kedi gelir ve tırnaklarını geçire geçire, yavaş yavaş yer. İşte en kötü yol da bu. Görünmeyen dördüncü bir şıkta o kapanı kuranla ilgilidir ki, ona değinmeye tenezzül bile etmiyorum.
Ne yapasın şimdi fare! ‘Neden o peynire aldandım’ diye kendine mi kızsın! Neden orda olup o tuzağa düştüğüne mi yansın ya da kaderinin bu olduğuna karar verip çırpınmayı bıraksın mı? En kötüsü de sorular aklında dönerken kocaman bir kedinin ona doğru yaklaştığını görüyor olması… İçinde ki huzursuzluğa gelince; o da havadan değil kapanın demirinin yaptığı baskından, en azından orası kesin J
Yeryüzünde ki son dakikaları yaşadığını düşünürken, birden aklında şu soru belirir farenin: "Bu yoldan gitmeyi de, kapana düşmeyi de ben mi seçtim?" Cevap çok net: “Evet!” sonra yavaşça ve gururla kendini toplar, verdiği cevabın arkasında durması gerektiğinin farkındadır. O an’da aslında mücadelesinin kediyle, kapanla, peynirle olmadığını anlar ve yüzünde hafif bir gülümseme belirir.
Farenin sonunu merak etmemek elde değil! Ama yazıya burada son veriyorum, herkes kendini farenin yerine koyup; kendi hikâyesini yazsın. Çünkü asıl mesele hikayeyi kahramanın kendisinin yazmasıdır, farenin kendi yolunu çizdiği gibi... Bana sorarsanız : “Ben farenin kurtulacağına inanıyorum.”  
Gülçin Güler

2 yorum:

  1. mutlu sonlar güzeldir, bence tüm bunlar farenin gördüğü bir kabus olsun ve birden uyansın oh be! desin.(bu arada temanızı beğendim)

    YanıtlaSil
  2. ben de kapana kisilmis bir fare gibi hissediyorum kendimi su anda. Ne yöne gitsem carpip geri dönüyorum. yaziyi begendim. Fare muhakkak kendine bir cikis yolu bulacak. Inaniyorum.

    YanıtlaSil