uzun bir ara verdim, yazacak binlerce şey birikmişti, ama unuttum hepsini:) blogdaşım millerce uzaklıktan ayakta tutmaya çalıştı ve başardı da, süsledi bu sayfaları gördükleri, hissettikleri ve tattıklarıyla. bilmiyorum ama Vashti Bunyan'dan "Against the Sky" parçasını dinleyince yeniden blogda olmayı istedim. Hiçbir şeyin değişmediği günlerden seslenmek istiyorum, tatil yapılamayan bir yazda, hasretin tüm sevdiklerim arasında duvarlara tırmandığı günler geçti. biri köyünde dolaşırken bağlarda bahçelerde, biri elinde tüfekle, biri masasının başında aklında planlarla, biri başka bir ülkeden kendine yeni bir dil katarken, bir diğeri başka bir kıtadan soğuk ve balık kokusuyla katıldı aramıza. çok özledik, hep hasret vardı ve bizi buhrana sürüklüyordu. gerilmişti teller, bir melodi çıkaracak kadar gergin tel düşünün, bir orkestra... aynı kelimesinin olmadığı cümleler vardı hep, "başka".
![]() |
| "Man on Wire" |
yoruldum ama yılmadım, motivem düştü, düşmedi değil, yerlerde süründü. hiç yataktan çıkmadığım günler, hiç başından kalkmadığım çalışma masaları... benimle eskiyen arkadaşlıklarımı gezdim birer birer, yeni bir şeyler buldum bazen, tanıdık olmayan bazı hislerle beraber, mutlu olmayı öğrendim. vesveseler... bir dolu, kendimle savaştığım, duvarlarla, sokaklarla, şarkılarla savaştığım vesveselerim... bir leyleğin yuvadan uçması gibi içimden uçarak gittiler. bir leyleğin yuvadan uçarken çıkarttığı sesler ve o büyük kanatlarıyla uzaklaşması biraz incitmiş olabilir beni.
| 2011/Kum Heykel Festivali/Antalya |
olsun.
kendine yeni bir aşk, yeni bir iş,
yine gülecek bir neden bulan dostlarım
buseler açtırdı yüzümde.
11'Ceren

işte budur cerenim be, saygıyla eğiliyorum yazına... herşey yerli yerinde... akıcı, kelimeler iyi seçilmiş, aynı anda sade ve etkileyici... ayrıca bloga dönmene sevindim, iyiki varsın... G.Güler
YanıtlaSil