28 Kasım 2014 Cuma

döngüsel bir zaman oyunu hayat!!!

Uzun zaman oldu bloğa yazı yazmayalı... Hep aklımın bir köşesinde olmasına rağmen fırsat olmadı bir türlü... ben ve bahanelerim!

Öyle böyle derken 2 yıl daha geçiverdi ömrümden, ömrümüzden... 2013 yılı çok kötü başlamıştı, sandımki tüm yıl öyle geçecek ama hayat her zamanki gibi suprizlerle doluydu.

En son yüzünü 2012 Ekim ayında gördüm, hayaller kurmasına izin verip sonra sessizce veda ettim... O da git"melerime öyle alışmış ki, bu sefer "gitme" bile demedi... ama öyle bir baktı ki, anlamıştım onun bir bitiş olduğunu... Uzun bir süre boğazım düğüm düğüm oldu, ara ara mideme kramplar saplandı. 2013 Ocak ayının başı idi ondan son haber alışım, sonra ne ses ne seda... Aşk bitti!

Bir daha kimseye ona baktığım gibi bakamadım, o boğazımdaki his de ara ara geldi gitti... En son Türkiye ye gidişim de annem cüzdanımdaki resmini çıkardı. Şimdi daha iyiyim. Alıştım onsuzluğa. Mutlu olsun hemde çok, bunu o kadar içten diliyorum ki tarifi yok. O benı benden dolayı bıraktı. Hep derdi "kalan" olmak "giden" olmaktan daha zor. Onun da bir sabrı vardı ve bitmişti.

İçtim, deli gibi içtim, geçmedi...
2 ay kadar her gün ağladım , geçmedi...
Antalya'ya gittim konuşmak için, karşışına çıkmaya cesaret edemedim, geri döndüm
Yine içtim, yine geçmedi...

Beni kimse onun kadar güzel sevmedi, başkalarının aşkı yalancıktan sevmek gibi kalmıştı... Ne yazık! Hayat değişti, ben değiştim... muhtemelen o da değişti... O nu ne zaman düşünsem "hala" gülümsüyorum. Bilmem neden, iyi olduğunu bilmek istiyorum ama tabi hayatına dahil olma hakına sahip olmadığımın da farkındayım.

Peki gelelim bana! Madem eşşekler gibi aşıktım neden döndüm bu rutubetli ülkeye yine!!! Çünkü biliyordum, hissediyordum, daha yolculuk bitmemişti... yapacaklarım vardı ve yapmalıydım. Kendimi yarı yolda bırakamazdım, bende o yüzden aşkımı yarı yolda bıraktım. Gerçi o buraya gelmiş olsaydı herşey bambaşka olabilirdi fakat O da bunu istemedi... neyse olasılıklıkları konuşmanın pek de  bir anlamı yok galiba...

2013 yılı devam ederken hayatıma çok güzel iki insan girdi ve ikisininde arkadaşlığı bana öyle iyi geldi ki... Mr Iba ile sınavda tanıştım sonra ondan dolayı da Mr Lev ile tanıştım. Birlikte yürüyüşler yaptık, seyahatlere çıktık, uzun sohbetler ettik ve zaman hızlanmaya başlamıştı. Bu bir geçişti, yeni birşeyler olacaktı hıssedıyordum ve hemen yakın zamanda da üniversiteye master için gerekli sınavın sonucu geldi, geçmiştim... İnanılır gibi değil!

2014 yılı başlamıştı bile, ben tam yeni yeni toparlarken, yıllardır hayalini kurduğum mastırı yapıyor olmanın sevincine boğulmuşken....  kötü haberler peşi sıra dizildi. Okulun orta döneminde vizemle ilgili sorun çıktı ve mahkemeye çıkmam gerekli görüldü. Aman Allahım!!! Olamaz!!! hayır dönsem okul yarım kalır, o da olmazzzzz... toplandım gittin Londraya, 1 hafta ağlaya ağlaya avukat gezdim, saatlerce uğraşıp evraklarımı danışmanımdan alıp yeni buldugum avukata yetiştirdim. Zamanla yarışıyordum çünkü İngiliz hükümetinin verdiği sürenin dolmasına 1 hafta kalmıştı. Nitekim, yeni avukatım, belli yazışmalardan sonra sorunu çözdü haftalarca kabus gibi rüyalarıma giren mahkeme ortadan kalkmıştı... tabi bu esna da sevgili ağabeyciğimin düğününü kaçırdım o ayrı... O na da ayrı bir üzüldüm....

Şöyle bir silkelendim ve kendime geldim. Okul iyi gitmek zorunda idi, başka bir seçenek olamazdı. Odaklandım, 2 dersten kalma ihtimalime rağmen ortalamadan kurtarıp tez aşamasına geçtim. Londraya gidip araştırmamı tamamladım. Tezi son gününde hatta son saatinde teslim ettim. Hayatım birden öyle yoğunlaşmıştı ki ve herşey olması gerektiği gibiydi... Çok güzel haberler almaya başladım. Başvurduğum Konferanslardan birinden olumlu sonuç geldi bile.. Ilk sunumum Denizli de olucak.... Şaka olmalı, doğduğum büyüdüğüm yerde sunum yapıcam... evet herşey gerçekti... Annem babam kardeşlerim bu sunum olayına ayrı bır sevindi... Onların heycanı beni daha çok mutlu etti... Master diplomam geldi... sanki bütün bir yılın stresi azaldı. o kötü başlayan yıl kapanışı iyi haberlerle yapacak gibi... umarım yani... gerçi Gökhan hoca hep "Planlar bozulmak için yapılır" derdi. Gerçekten de hep öyle olmadı mı!!!

Sonra bir şeyi farkettim, hatta yazımı okurken siz bile farkettiniz, aşktan bahsetmedim sonralara doğru. Hayat öyle yoğunlaştı ki o na zamanım kalmadı. Ama böylesi de çok tatsız oldu. Nasıl desem birşey eksik... Mesela ben o mastır diplomamı alıp bi yemeğe cıkamam ya da sarılıp ağlayamam. Kendime acıdım. Bugün O nu yıne özledim... hayat devam ediyordu. Belki bende birilerine şans vermeliyim onun yaptığı gibi... bi de sevgili ağabeyciğimin "hayat aşkı yaşadığın kadardır" sözü geliyor aklıma...

Zaman kavramımı yitirmiş gibiyim ama bu yolculuğun bitmesine az kaldı. Hem bana hem de aileme yetti bu hasret... bir mola vermek lazım tekrar gitmeden...


Gülçin Güler





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder