8 Mayıs 2012 Salı

1 sene uçtu gitti!!!



Tam 1 sene önce ve tam bugün bu ülkeye geldim. O gün ki hislerimi dün gibi hatırlıyorum, heyecan, panik, sevinç, korku, hüzün, merak hepsi bir aradaydı. Hayatımda ilk kez başka bir ülkeye yolculuk yapıyordum ve yalnızdım. Nasıl bir yere gidiyorum, acaba yanında kalacağım aile iyi mi, nasıl insanlar, kaybolur muyum, okul nasıl, derdimi anlatabilecek miyim, İngilizcem yetecek mi buna…  ve buna benzer bir sürü soru kafamda aralıksız yankılanıyordu.
Neyse ki Londra da havaalanına indiğimde beni karşılayacak bir Devrim Abi’m vardı ve içim en azından Londra kısmı için rahattı. Taa ki ertesi gün Bournemouth’a gelene kadar, bu şehre indiğimde, derin bir yalnızlık hissi birden çöktü sanki… “dil bilmem, yol bilmem ne işim var benim burada ya” diyen iç sesimi bastırıp, taksiye doğru yol aldım. Okuldan gelen adres kâğıtlarını göstererek, maymun diliyle, nereye gitmek istediğimi güç bela açıkladım. Bırak İngilizceyi heyecandan zaten Türkçeyi de unutmuştum o dakikalarda…
Saat olarak hesaplayınca kısa ama bana sorarsan sanki on gündür yollardaymışım da, yenice yollucuğum bitmiş hissindeyken, evi buldu taksici… karnım aç, tuvalete gitmem lazım, bir yandan valizim, sırt çantam, bir yandan bastıramadığım heyecanlı panik atak yapım… of hala hatırlıyorum an be an… neyse hangi cümleyle başlasam kendimi nasıl tanıtsam diye otobüste 3 saat kadar düşünmüştüm, hatta belki konuşamam diye defterime yazmıştım, şimdi baktım ne saçmalamışım, sanki sınav da çıkarıp kopya çekecekmiş gibi. Nitekim eve girip beni bekleyen aile ve öğrencileri görünce dilimi yuttum sanki, konuşamadım. Sorulara sadece “evet, hayır, bilmem” den öte hiç cevap veremedim. Bir de heyecandan yemekte yiyemedim. Benim gibi açlığa dayanamayan bir insan için, inanılmaz bir durum yani. Neyse zaten bunu çabuk atlattım J çok şanslıyım ki, harika bir aile ye denk geldim. Evin annesi –Luciana- ile çok iyi anlaştık. Öğrenciler çok yardım sever ve eğlenceli tiplerdi. Onlarla da uyum sağlamak kolay oldu. Okuldan da bir sürü yeni arkadaşlar edindim. Öyle böyle derken işte 1 sene uçmuş gitmiş.
Şimdi  de oturdum hayat muhasebesi yapıyorum, geldiğime değdi mi! Bana ne kattı! Hedeflerim için ne ölçüde fayda sağlayacak! Geleceğim için iyi bişey mi yaptım! Yani anlayacağınız yine sorular yine sorular, benim sorularım hiç bitmez ki zaten.
1 sene içinde bende ne değişti: hiç İngilizce konuşamayan ben, şimdi de hiç susmuyorum. Hala daha öğrenecek çok şey var ama 1 sene önceki İngilizcemle kıyaslayınca aradaki farkı görebiliyorum. Saçma bir sınav takıntım vardı (ÜDS) ondan almak istediğim puan, Türkiye de son zamanlarımda artık iyice sinirlerime dokunuyordu. Yani nasıl desem, kendimi kapana kısılmış fare ve hatta salak gibi hissetmeye başlamıştım, dene dene dene… bir türlü alamıyordum gerekli puanı. Buraya gelip o sorumu çözeceğimi umuyordum ki ilk 5 ayda yine halledemedim. Arada gelip denedim,yine olmadı. Ama daha sonra denkliği olan bi sınava burada girdim (İELTS) sürpriz bir şekilde istediğimden de fazla puanı aldım. Ama ben o puanı alınca fark ettim ki, benim için geçen süreçte o saçma sınav ve o puan önemini kaybetmişti. O bir ölçü değildi, olamazdı. Ben şimdi puanım var diye çok mu iyi biliyorum “hayır”, puan alamayan bir insanın İngilizcesi kötü mü “hayır”… bu olmamalı, böyle olmamalı… en azından ben bu düşünce yapısından kurtulmalıyım dedim kendi kendime. Hatta kendime acıdım bir an, neden zamanında o kadar takıntı yapmışım, neden sistemin kurbanı olmuşum diye.
Buraya gelmenin benim için en büyük zorluğu da ailemden, sevdiklerimden çok uzakta olmak ve istediğim her an gidememek.  Ama onlar bana öyle güzel destek oluyorlar ki, onları her an yanımda hissediyorum, yani bu sürecin geçici olduğunu ve benim geleceğim için olduğunu her an vurgulayıp içimi rahatlatıyorlar. İlelebet burada olamam, yapamam, bana göre değil o… bunu bende onlarda çok iyi biliyorlar. Bütün kültürlere sonsuz saygım var ama ben kendi kültürümü çok özlüyorum. Hiç milliyetçi duygulara sahip olmayan ben bile bunu diyorsam, cidden özlediğimdendir. 
Gelelim şu soruya: şimdi burada ne yapıyorum? Neden hala buradayım? Bu geçen süreçte, büyüdüm, değiştim, çok öğrendim, hayat tecrübeme tecrübe kattım, kitaplardan okuduğum, televizyondan gördüğüm ülkelerin insanlarıyla tanıştım, farklı dillerde şarkılar söyledim, hiç denemediğim bilmediğim yemekler denedim, başka dilde ağladım, konuştum, güldüm, sayıkladım… buraya gelmekteki ilk amacımdan uzaklaştım çünkü kendimdeki öğrenme ve gelişme tutkusunu keşfettim. Beni bir yerlere, bir şeylere sürükleyen tek his bu, eskiden özgürlük hissi olduğunu düşünürdüm ama fark ettim ki bu değil, kendimi yanlış tanımlamışım. Beni alıp götüren “bilme, gelişme, öğrenme” hissi… Ben "hayatın" deneyerek öğrenileceğini düşünenlerdenim. Biz insanlar koyun sürüsü değiliz ki, hepimiz aynı yöne gidelim. Her nerde, ne yaparsam yapayım; eğer yerimde saydığımı, her şeyin monotonlaştığını hissedersem, o an bende ipler kopuyor. Bu hayatımın bütün alanlarında geçerli bir şey benim için. Bende ki akademi tutkusunun sebebi de buradan geliyor olsa gerek. Çünkü üniversite ortamında olmak demek, kitaplardan, dünyadan, yazılanlardan, sanattan, yeniliklerden, bilimden, olanlardan haberdar olmak demek… Ha derseniz ki: gerçekten isteyen bir insan bunu başka bir işte çalışırken de yapabilir. “evet, katılıyorum” kesinlikle yapabilir. Hatta birçok insan yapıyor da. Bilmek için araştırmacı ruhunuzun, biraz da merakınızın olması yeter. Neye ilgi duyuyorsanız onu öğrenirsiniz, takip edersiniz. Öğrenmek, gelişmek sınırsız- sonsuz bir şey ve ama ben bunu yaparken öğrendiklerimi, gördüklerimi hislerimle birleştirip yazmak, yayınlamak, aktarmak istiyorum ve yapacağım da. Akademi takıntımdan kurtuldum diyebilirim aslında… yani döndüğümde çalışmak için kendime sabit bir alan belirlemedim henüz. Ama ne yapmak istemediğimi biliyorum en azından…
Her neyse uzun lafın kısası ve soruların cevabı, bugünlerde hala buradayım çünkü sadece dil okulunu bitirmek yeterli gelmedi. Ve hala sabrım, enerjim varken, bir de master yapayım öyle döneyim dedim kendime. Ve başvuru yaptım. Hala bir sonuç gelmedi. Olup olmayacağını bilmiyorum ama olursa güzel olur. Olmazsa da “vardır bunda da bir hayır” derim, toplar valizi gelirim. "Planlar, bozulmak içindir" derdi çok saygıdeğer bir hocam... o yüzden herşeye hazırlıklı olmak gerek...
7 Mayıs 2012
Gülçin Güler
not** ilk fotoğraf 1 sene önce bugün çekildi
         ikinci fotoğraf bugün çekildi.
         (7 farkı bul :) :)) 

2 yorum:

  1. happy anniversary genç :) biz bekliyoruz sen işini bitir gel :P

    YanıtlaSil
  2. çinçin sana daha booll macera, renk, başarı ama yanında daha da bol kolaylık diliyorum canımın içi. buralar 15 gün kalıp dönmelik. hiç aklın kalmasın :)yazacak daha çok şey biriktir öyle gel derim. öperim.

    YanıtlaSil