22 Ekim 2010 Cuma

heykel

Tahran Bienalinden

heykel

Penceredeki ayak gibi izliyorum sokağı
Bir heykelde.
Gideceğim buralardan diyorum
Kesik bir el gibi
Çok mu hayat istiyorum
Bedenime bir ruh
Siz uyurken geceleri
Açık gözlerime bir düş…

8haziran’2010/Ceren 

8 Ekim 2010 Cuma

kanaviçe

huzurun ayak sesleri nereden geliyor? bu ışık gerçekten mi orada? bu kısılıp kaldığımız kapandan çıkabilecek miyiz dediğimde insanların yüzünü akıtmasından usandım. birbirimize olumsuz düşünceden başka ilettiğimiz ne var ki. haber programlarını izlerken bugün içimde bir sıkıntı olduğunu farkettim, kimseye yardım edememek, oturup kalmak, birileri koşarken, sürünürken, tırmanırken, yorulduğu için uyuyup kalırken yatağında, terlerken, kolları bacakları ağrıdan sızlarken, balçığın içinde yuvarlanırken ve uçaklardan bırakılan yardım kolilerine el açmış beklerken çaresiz, unutulmuş ve terkedilmiş benim öylece oturup kalmam...
oturmadım yürüdüm... yürüdüm... hissettim hepsini içimde, kollarımda, beynimde. beklemedim ona doğru gittim. bir şeyler yaptım kendim için, onlar için. kendimi hafifletmek ve bir yandan da ayaklarıma taş bağlamak için. ilmek ilmek...

8Ekim'10 Ceren 

7 Ekim 2010 Perşembe

hayatı ertelemek!!!

Yaparım dediklerin, 
Yapamayacakların olmuş...
Hayat boyu kaybedip durmuşsun...!

örnek erteleme cümleleri;
- neyse bu kitabı haftaya okurum,
- spor yapmaya önümüzdeki ay başlamam daha iyi olur,
- ailemi görmeye diğer bayramda giderim,
- kuzenler toplanıyormuş neyse ben bir dahaki toplanmaya yetişirim,
- dil kursuna 2 ay sonra yazılırım,
- "aaa güzel bir filme benziyor" ama bu saatte sinemaya gidemem sonra giderim,
- bu akşam konsere ayırıcak zamanım yok ama söz bu grup bi daha geldiğinde mutlaka gidicem,
- bir enstirüman öğrenmeyi isterim ama şu sıralar zamanım kısıtlı ileriki yaşlarda inşallah...
..........vs....
derken bu liste uzar gider.?? daha sonraların, ertelemelerin sonu gelmez.
zaten ertelediğimiz, sonra yaparım dediğimiz ; hiç bir şeyi de yapamayız.
hayat öylesine, kuru kuru geçer gider...

Gülçin Güler

10 Ağustos 2010 Salı

sabretmek yeni bir başlangıçtır


öyle diyorum, sabrediyorum. hayatta bir çok şeye sabrediyorum, zamana, saatlerin tik taklarına, otobüsün dönen tekerlerine, salonda dönen pervaneye, kuş seslerine, su seslerine, yüzümden akan, nehir gibi yazdan ilkbahara taşan alnımın terine... bir çok zarf açıldı ve gördük içindekileri, bilmesek başka bir zarf atıldığını bize doğru, beklemesek onu keşke. bir elim diğer elime değer verse, aynadaki kirli, eskimiş, sıçramış lekelerde çoğalan bir an daha olmasa. yinelemesem keşke.
bu bir iç yangınıdır. sönecektir, öyle diyorum. 
ben bir arkadaş buldum içimde.

10Ağustos'Ceren 

30 Temmuz 2010 Cuma

ARKADAŞIM BADEM AĞACI

Sen ağaçların aptalı 
Ben insanların
Seni kandırır havalar
Beni sevdalar
Bir ılıman hava esmeye görsün
Düşünmeden gelecek karakış.
Açarsın çiçeklerini .
Bense hayra yorarım gördüğüm düşü...
Bir güler yüz, bir tatlı söz.
Açarım yüreğimi hemen
Yemişe durmadan çarpar seni karayel
Beni karasevda
Hem de bilerek kandırıldığımızı
Kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza
Koş desinler bize şaşkın
Sonu gelmese de hiç bir aşkın
Açalım yine de çiçeklerimizi
Senden yanayım arkadaşım
Havanı bulunca aç çiçeklerini
Nasıl açıyorsam yüreğimi
Belki bu kez kış olmaz
Bakarsın sevdan düş olmaz
Nasıl vermişsem kendimi son sevdama
Vur kendini sen de bu güzel havaya.
                                            AZİZ NESİN

(sevdiğim şiirlerden biri, Gülçin Güler)

7 Haziran 2010 Pazartesi

05.06.2010- Nazım Hikmet Kültür Merkezi / Kadıköy- İST. (fotoğraf: gülçin güler)


 YOLCULUK
Bir şair yolculuk ediyor 
      bir denizinde dünyamızın
           bakarak bir yıldıza.

Yolculuk ediyor şairin biri
      yıldızlardan birinde bir denizde
           bakarak dünyamıza.

Yolculuk ediyor şairler
       denizlerinde kâinatın
            bakarak birbirine.

                           NAZIM HİKMET

29 Mayıs 2010 Cumartesi

aklımdaki tilkiler

açıldı rahmin ağzı, düştüm dünyanın eline. yolumun üstünde bir kundak, içinde yeni bir gün. dünya aldı sırtına beni, savurdu. önümden, arkamdan ayrılmadı. gölgemin bir izi oldu. gölgemi kendine sakladı, savurdu beni. kızdı bana, sarkık yanaklarıma... kemiklerimin elmalarına gizlendi ve gamzem oldu. sevdi beni, parlak kirpiklerimi, çarpıp duran gözbebeğime.
düzensizce yazmayı seviyorum. sevdiğin düzensizlik içinde, en fazla düzeni kurmaya çalışanın da ben olduğumu daha yeni yükselen burcumdan öğrendim. doğumumla ilgili bir soru işareti var aklımda bir tilki. sayılan parmaklarım ve tutunmadığım gül memelere...
inerken, çıkarken merdivenlerden çöküşünü an be an izlediğim bir adamı gördüm. çiçekle başladığı hayatını, elinde kocaman, çiziktirilmiş kağıt parçasıyla, uzayan sakallarıyla bitiriyor. bir adamın çöküşü, bir yerde bir hayatın üstüne yağıyor olmalı şimdi. yazın nemli sıcağında, aniden kararan havanın ardından çıplak omzuma çarpan büyük hacimli ve soğuk yağmur taneleri gibi.
yavaş yavaş gitmeliyim bu yolları. dökülen incilerimi toplayıp, 
kaldırınca yüzümü karşımda minik, kırmızı bir kutu, açtım kapağını, duydum bana doğru koşan siyah atın nal seslerini. kapattım kutuyu, bir korku var içimde, aklımda bir tilki. koştum elimde kutuyla atın geldiği yöne doğru, kafamdaki madenci fenerini yaktım. ellerimi meşale yaptım. çarpıştım atımla, avcumun içini sürttüm siyah kalın kuyruğuna, beyaza boyadım. yere yavarlandım. sağ yanağım çizik içinde kaldı. kanadı. kanım kutuya bir şey anlatmaya çalıştı, kırmızı kutuda bana fısıldadı. geçtim geçmiş yollardan, varacağım yolların patikasındayım.


28.05.2010'Ceren