Biraz bunalmış durumdayım, beynimin içinde sağa sola çarpan cisimler söz konusu ve peynirli bir poğaça ile yetinmeye çalışan midem, artık bana sesleniyor. git diyor, çık o binadan, uzaklaş, koş...kooşşş...ve güm! duvara tosluyorum, içime dolan sevinç garip bir biçimde koflaşıyor. gözümden de belli oluyormuş, öyle dediler. evet her gün aynı olamaz biliyorum; ruhumun, bedenimin gündemi her gün değişecektir bunu da biliyorum. ama açtığım umut penceresini bugün tak diye kapattım ve camları aşağı indi. işte bunu anlamıyorum. hemen yenilgi moduna girip, hezeyana düşüyorum.
Yemek yemenin, su içmenin, solumanın bir güzelliği olan bu hayatta, attığımız her adımı değerli kılanın ve adımımızı götürüp çukura da basanın biz, kendimiz olduğumuzun ayırdına varamadığımız için bazen böyle daralmalar yaşadığımızı düşünüyorum.
kimseyi suçlayamam.
kimseyi suçlayamam.
Ceren
sen bir ziyafet sofrası kadar renklisin cerenim,canımın içi.insanın içinden bazı zamanlar öylebir gaz çıkışı oluyor ki gidip o duvarı bir tosla deviresi geliyor ya da su dolu çukura ayak sokası.yanardağ bu patlar da patlamaz da.öperim:)
YanıtlaSil