12 Nisan 2010 Pazartesi

yolculuk 1

Hayatın bir ünitesini daha bitirmek üzereyim. Kaynakları unutmadan ekleyeyim diyorum. Çok karlı günlerin ardından, sarp dağlarda kaybolan mucize adamın* sessizliğinde çok daha karlı bir gündeyiz. Yüzüme güneş vurmadan yazamadığım bir gündeyim. Ellerimin kuruyup çirkinleştiği, çoktan seçmeli bir yaşam sınavından çıkmışım gidiyorum. 
Bugün yanlış seslendirmeler yapmadan kuşlara bavulumda “annemin boğazından geçmeyenlerle” bir yolculuktayım. Sesler mutasıp bir genç kız gibi, gözü önünde bekliyor. Kargaşanın içinde gitmeye öyle alışmışım ki… bacağımda bebek kusmuğu olmadan gidemeyeceğim sanki. 
Bugün geçmişten gelen bir sesle uyandım. Hayretler içindeydim. Bir köpek gördüm, ona korkmadığımı gösterdim, hatta biraz sevdim. Geçmişten gelen bir cisme çarptım, gülümsedim. ‘Unutulmamak’ dedim ne güzel bir çocuktur. Kıvırcık saçlı kız senin masalar üzerinde dans edişin gözümün önüne geldi, sonra kesif bir koku burnumda lavabodan gelen, her evde olan, aile yapan… 
İstiflenmiş zeytin tenekeleri içinde bir sardunya çiçeğiyim. Bir pencere önünde, köy evindeyim, içimde incir ağacı olmak hevesiyle pembe renkteyim. Ah! Bitti sandığım mürekkepler, ıslandı ve yazdı. 

29Mart’09/Ceren 

1 yorum:

  1. parmaklarını ayrı, zihnini ayrı seviyorum. ikisini bir arada daha çok... hep çok güzelsin. sevgi dolu tebrikler.

    YanıtlaSil